Uzungöl_lake_and_town10458847_335567243271808_1268147113525985620_n10394824_323366191158580_3962872663951074474_n10616256_335399909955208_8635225286273538821_n28206418ef

Kaleler
Trabzon Kalesi
Büyük bir bölümü ayakta kalan surlar şehrin eski yapılarını oluştururlar. Bugünkü surların en eski bölümü Roma devrine MS 5. asıra tarihlenmektedir. Surların daha eski safhaları hakkında tarihi kaynaklar balaka verirler. MÖ. 5. asırda şehri gören Ksenefon surların varlığından sözetmektedir. Trabzon surları Yukarı Hisar, İçkale, Orta Hisar ve Aşağı Hisar olmak üzere üç bölüme ayrılmaktadır.

Yukarı Hisar ile Orta Hisar, Kuzgun Dere ile İmaret (İskeleboz ) deresi arasındaki yüksek kaya kitlesi üzerine kurulmuştur. Bu bölüm kalenin en eski bölümünü alanne getirmekte ve kaba olarak bir yamuğa benzemektedir.

Şehrin adı bu Trapez-Trapezakıl yamuk şeklinden gelmektedir.

Akçakale

Trabzon’un 18 km batısında bulunan Akçakale de denize hakim bir terasta ilçeye ismini veren kale yer almaktadır. Kalenin 1297-1330 seneları arasında İmparator Alexios II tarafından Selçuklulara korunmak körcıyla yaptırıldığı sanılmaktadır.Trabzon’un fethinden nihayetra Kale yedi sene daha savunulmuş ve nihayetra Fatih Sultan Mehmet’in komutanlarından Mahmut Paşa tarafından ele geçirilmiştir. Kuşatma nihayetunda şehit düneşeli Mahmut Paşa da kaleye gömülmüştür. Osmanlı döneminde onarım geçiren ve bazı yeni eklerle genişletilen kale mühim bir askeri üs olma hususiliğini asırımızın başlarına kadar korumuştur.

Moloz ve kesme taştan yapılan kalenin birçok bölümü yıkılmış olmasına karşın tekrar de orijinal görünümünden pek çok ıraklaşmamıştır. Ancak katlar arasının ahşap oluşu bu bölümlerin günümüze ulaşmasını engellemiştir.

Manastırlar
Meryem Ana (Sumela) Manastırı
Trabzon’un Maçka İlçesinin Altındere Köyü sınırları dahilinde, Altındere vadisine hakim Karadağ’ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine kurulmuş olan Sumela Manastırı, durumk arasında “Meryem Ana” adı ile anılır. Vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikte bulunan yapı, bu konumuyla anlamstırların kent dışında, ormanlarda, mağara ve su sahillarında kurulma geleneğini sürdürmüştür.

Meryem Ana adına kurulan anlamstırın “Sumela” adını “siyah” anlamına gelen “melas” sözcüğünden aldığı söylenmektedir. Bu ismin anlamstırın kurulduğu koyu renkli Karadağlar’ dan geldiği düşünülmekte ise de, Sumela kelimesi buradaki Meryem tasvirinin kara rengine bağlanabilmektedir.

Rivayete göre; Bizans İmparatoru I. Theodosiakıl vakitında (375-395) Atinadan gelen Barnabas ve Sophranios adli iki rahip tarafından kurulmuş olan anlamstır, 6.yüzyılda İmparator Justinianus’ un anlamstırın onarılarak genişletilmesini istemesi üzerine Generallerinden Belisarios tarafından onarım edilmiştir.

Sumela Manastırı’nın şimdiki durumuyla varlığını 13.yüzyıldan saygınlıken sürdürdüğü bilinmektedir. 1204 tarihinde kurulan Trabzon Komnenosları Prensliği’ nden III Alexios (1349-1390) vakitında anlamstırın önemi arkamış ve ışıkmanlarla gelir sağlanmıştır. III Alexios’ un oğlu III Manuel ve nihayetraki prensler döneminde de Sumela yeni ışıkmanlarla varlıklıleştirilmiştir.

Doğu Karadeniz sahillarının Türk egemenliğine girmesini takiben Osmanlı Padişahları pek çok anlamstırda olduğu gibi Sumela’ nın da haklarını korumuşlar, bazı imtiyazlar vermişlerdir.

Sumela Manastırı’nın 18. asırda bir çok bölümü yenilenmiş, bazı duvarlar fresklerle süslenmiştir. 19. asırda büyük yapıların ek edilmesiyle anlamstır muhteşem bir görünüm kazanmış, en varlıklı ve parlak dönemini ıslakamıştır. Bu dönemde nihayet şeklini alan anlamstır pek çok yabancı seyyahın ziyaret ettiği, ovalarına konu edilen bir yer durumine gelmiştir.

Trabzon’un 1916-1918 seneları arasındaki Rakıl işgali gizasında anlamstıra el konulmuş, 1923’den nihayetra tamamıyla boşaltılmıştır.

Sumela Manastırı’nın başlıca bölümleri; Ana kaya kilisesi, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odaları, konukhane, kütüpev ile mukaddes ayazma’dır. Bu yapılar topluluğu oldukça geniş bir alan üzerine inşa edilmiştir.

Manastırın girişinde su getirdiği anlaşılan büyük su kemeri yamaca matemlanmış durumdadır. Çok gözlü olan bu kemerin bugün büyük bölümü yıkılmıştır.

Dar uzun bir merdivenle anlamstırın anne girişine ulaşılmaktadır. Giriş kapısının tarafında muhafız odaları bulunmaktadır. Buradan bir merdivenle dahil avluya inilmektedir. Solda, anlamstırın esasını teşkil eden ve kilise durumine getirilen mağaranın önünde türli anlamstır yapıları bulunmaktadır. Sağ tarafta kütüpev yer almaktadır. Yine sağda yamacın ön yüzünü kaplataraf büyük balkonlu bölüm keşiş odaları ve konuk odaları olarak kullanılmıştır ve 1860 seneına tarihlenmektedir.Avlunun etrafındaki yapılarda odalardaki dolapları, hücreleri, ocakları ile Türk sanatının etkileri de görülmektedir.

Manastırın anne ünitesini alanne getiren kaya kilisesinin ve ona bitişik şapelin dahil ve dış duvarları fresklerle donatılmıştır. Kaya kilisesinin dahilinde avluya bakan duvarda III. Alexios dönemine ait fresklerin varlığı tespit edilmiştir. Şapeldeki freskler ise 18. asırın başlarına tarihlenmektedir ve üç ayrı turde yapılan üç tabbüyük görülmektedir. En alt tabakanın freskleri daha üstün kalitetedir.

Sumela Manastırı’nda yer yer sökülerek alınmış olan ve oldukça harap bir görünüm taşıtaraf fresklerde işlenen başlıca konular İncil’den alınmış sahneler, Hz. İsa ve Meryem Ana’nın ıslakamı ile alakali tasvirlerdir.

Manastırın tehlike arzeden mühim bir bölümü restore edilmiş olup, restorasyon ve konservasyon çalışmaları devam etmektedir.

Vezalon (Yahya) Manastırı
Maçka ilçesinin kirlilikemitli köyünün 7 km batısında çam ormanları dahilerisinde bulunur. Bu anlamstırda da bir mağara ve ayazma vardır.

İlk anlamstır mağaranın önünde kurulmuştur. Bugün ayakta kalan mağaranın önündeki kilise ve keşiş odaları, 19.yüzyıla aittir. Kompleksin 9 km şimalindeki şapel 15.yüzyıla tarihlenmekte ve dahilerisinde kıymetli freskler bulunmaktadır.

Kuştul – Hızır İlmatem Manastırı ( Gregoriakıl Peristera)
Peristera adıyla anılan anlamstırdır. Bu anlamstır 8. asırın ortalarında Maçka’nın Şimşirli Köyü yakınlarında, kurulmuş ve daha nihayetra gelişmiştir. Günümüze ancak anlamstırın esasleri ulaşabilmiştir

Kaymaklı Manastırı
Trabzon’un 3 km cenupdoğusunda Boztepe’nin Değirmendere vadisine bakan yakasında kurulmuştur. 1424 seneında inşa edilmiştir. Yapılar topluluğu dikdörtgen alan dahilerisinde, ortada tek apsisli kilise, şimal batıda çan kulesi, cenup doğuda ise küçük bir şapel ve anlamstır hücrelerinden oluşmaktadır.

Manastır yapıları birçok kez onarım görmüştür. En eski kısım kilisenin beşken apsis bölümüdür. Kilise dahilerisindeki freskler 18. asıra tarihlenmektedir.

Kızlar (Panagia Theokephastros) Manastırı
Boztepe’ nin yamacında şehre hakim bir mevkide kurulmuştur. İki teras üzerine inşaa edilen anlamstır kompleksi yüksek bir koruma duvarı ile çevrilmiştir. Manastır III. Alexios vakitında (1349-1390) kurulmuş birkaç kez onarılmış nihayet şeklini 19. asırda almıştır.

İlk olarak cenupde dahilinde mukaddes su bulunan kaya kilisesi ve onun girişindeki şapel ve birkaç hücreden ibarettir. Kaya kilisesinin dahilerisinde kitabeler ve Alexios III karısı Theodora ve annesi Eirene’ nın portreleri yer almaktadır.

Kızlar Manastırı(Panagıa Keramesta)
Bu anlamstır, Trabzon-Hamsiköyü yolu üzerinde kirlilikemitli köyü vadisi üzerinde yer almaktadır. Yerin isminin anlamsı şimdiye kadar anlaşılamamıştır.Buraya ilk kez kimlerin geldiğini belirten bir kitabe yoktur.

Sumela veya Vazelon anlamstırlarının bir minyatürü olan bu yapıda, mukaddes bir mağara ile tamamlanır.Günümüze kadar gelen taş bölümler, bu anlamstırın Orta tur’da yapılmış olduğu hissini uyandırıyorsa da, yapı 1858 seneında inşa edilmiştir

Konaklar

Sivil Türk Mimarisi Örnekleri

Memişoğlu Konağı

Sürmene ilçesinin 4 km doğusunda Balıklı mevkiinde yer alır. İki katlı kademeli cepheli büyük bölümü taştan inşa edilmiş geniş saçaklı bir yapıdır.

Bölgemizde taş ve hususilikle ahşap işçiliği ile meşhurdür. Kapı kanatları ve tavanlar ahşap işçiliğinin en mükemmel misallerini sergiler.

18 yy.da yapıldığı sanılan yapının üst sertndaki batı odasının ortasında bir mil etrafında dönebilen bir parça vardır ki: bu vantilatör ve rüzgar gülü görevsini görmektedir. Tavanın bu hususiliğinden dolayı konağa durumk arasında ”Döner tavanlı konak ”ismi verilmiştir.

Nemlizade Konağı

Gazipaşa mahallesinde yer alan eser geniş bir alanne yerleştirilmiş dört katlı kargir bir yapıdır.Konak haremlik ve selamlık bölümlerinden oluşmakta idi. Zemin kat ve odalarında Kütahya çinilerinin en nihayetbaharel misalleri panolar şeklinde sergilenmiştir.

1945-1963 seneları arası yapı tekel ofis (yazıhane)su olmuşi 1963-1979 seneları arasında Fatih Eğitim Enstitüsü yapılmış,17 Eylül 1979 tarihinden saygınlıken Trabzon İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi olarak kullanılmış durumen eski Kız Meslek Lisesinin Kültür Bakanlığına devrinden nihayetra Olgunlaşma Enstitüsü ve Kız Meslek Lisesi olarak hizmet vermeye devam etmektedir.

Yarımbıyıkoğlu Evi

Pazarkapı Mahallesinde Kundupoğlu sokaktadır. 2 katlı dış sofalı planlı bir evdir. Kötü onarımlarla süsleme hususiliklerini yitirmiştir. 1706 seneında yapıldığını kitabesinden öğreniyoruz.

Kundupoğlu Evi:

Yarımbıyıkoğlu evinin cenupinde yer alır. Sadece bir kısmı ayakta kalmıştır. Zamanında dış sofalı planlıydı. Bugün onarılan fevkani, üst oda alçı, ahşap oyma ve kalem işi süslemelere sahiptir. 18. asıra tarihlenmektedir.

Çakırağa Konağı

Trabzon’un Hayrat ilçesi’nin Sarıağaç köyünde bulunan konak İsmailağa tarafından h.1237 (1821) seneında yaptırılmıştır.Konağın zemin sert kesme taş olup, kış odası, kiler ve ambar burada yeralmaktadır. Ahşap Bağdadi kaplamalı ikinci kattaki oda sayısı tam olarak bilinmemektedir. Çakırağa Konağı, 1979 seneında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce onarılarak günümüze kadar ulaşmıştır

Ortahisar Evleri (Trabzon)

Eski Türk evlerini ön planne çıkartan en mühim öğe ananesel mimari tarzındaki fonksiyonellik ve estetiktir. Bu evler bir tarafdan kentsel konumlarıyla başka tarafdan mimarileriyle dikkate kıymetdirler. Eski Türk evleri yüzlerce senelık bir süreçte oluşan Türk kent kültürünün günümüzde ıslakamaya devam eden en mühim yapı taşlarıdır.

Orta Mahalle (Akçaabat)

Anadolu’nun kimi bölgeleri “Örnek Evler” niteliğini taşıtaraf yerleşme misalleri açısından günümüze kadar mühim değişiklikler geçirmeden gelebilmiştir. Bu yerleşmeler arasında Akçaabat-Orta Mahalle Evleri Karadeniz Bölgesinde en önde gelenlerden birisi olarak sayılabilir

Camiler
Gülbahar Hatun Camii

Yavuz Sultan Selimin annesi Gülbahar Hatun’un anısı dahilin Orta Hisar’ın batısında, Zağnos Köprüsü’nün yakınında bir külliye dahilerisinde yapılmıştır.
Külliyeden cami ile türbe günümüze gelebilmiş; bayındıret, medrese, olmamışam ve mektep yıkılmıştır.

Mektebin yerine 1899 tarihinde bugünkü Gülbahar Hatun İlkokulu yapılmıştır Kaynaklar Gülbahar Hatun’un ölümünden nihayetra 1514 seneında yaptırıldığını göstermektedir.

Caminin inşa kitabesi yoktur. Cami erken tur Osmanlı mimarisinde ayrı bir plan tipi oluşturan Zaviyeli Camiler grubuna girmektedir. Duvar işçiliği itinalidir. Pencereler, nihayet cemaat mahali, kemerleri ve minarede koyu gri ve sarımsı ak taş kullanılmıştır. Caminin örtüsü kurşun kaplıdır.

Mihrap mermerden yapılmıştır. Kenar bordürleri sade, tepeliği bitkisel süslemelidir. Beşgen niş mukarnaslı bir kavsara ile nihayet bulur. Köşeliklerinde ikişer kabara (gülbezek) motifi yer alır. Minberde mermer olup sade bırakılmıştır.

Caminin klasik dönem süslemeleri bozulmuştur. Bugünkü süslemeler nihayet onarımlarda yapılmıştır. Avlusundaki şadırvan eskiden kubbe ile örtülüydü. Bu örtü nihayet onarımlarla konik külaha dönüştürülmüştür.

Ortahisar Fatih Camii

Yapı altınbaşlı Meryem Kilisesi Chrysokephalos olarak adlandırılmıştır. Kuruluşu 914 seneına kadar inmektedir. Bu yapının anlamstır dahilerisinde bazilikalı planlı olarak yapıldığı sanılmaktadır.

Bugünkü planın esası 12. asırda gerçekleştirilmiş olmalıdır. Araştırmacılar yapının 6 esas onarım devri geçirdiğini belirtmişlerdir. Üç nefli olan yapının apsisi dahilten yuvarlak dıştan çokgendir. Bir dahil ve bir dış narteksi vardır.

Kuzey girişi 14. Yüzyılda inşa edilmiştir. Merkezi kubbe pandantiflere oturur ve 12 köşeli yüksek bir adalenağa sahiptir. Zamanında şehrin baş kilisesi, katedrali olduğu dahilin yapının süslemesine önem verilmiştir. Freskler bugün sıvanmıştır. Bema duvarlarında ve zeminde opakıl sectile tarzında mozaik süsleme yer almaktadır.

Fetihten nihayetra camiye çevrilmiş ve belki de Fatih, ilk Cuma namazını burada kılmıştır. Fatih Medresesi de yapıya bitişik olarak kurulmuştur. Türk devrinde caminin esas girişi şimale alınmış, cenup duvarının ortasına bir mihrap yerleştirilmiş, minber konulmuş ve minare yapılmıştır.

Mihrap taştan yapılmış olup, süsleme bakımından varlıklıdir. Mihrabı çevreleyen geometrik geçmeli bordürler, mukarnaslı niş ve alındığındaki rozetler Selçuklu misallerini hatırlatmaktadır. Ceviz ağacından yapılmış minber kıymetli bir sanat eseridir.

Orta Hisar Camii’ne değişik vakitlarda nakışlı süslemeler yapılmış ve kitabeler konulmuştur. Mihrabın doğusundaki oda 1842 seneında kütüpev durumine getirilmiş ve kapısı üzerine bir kitabe yerleştirilmiştir.

Yeni Cuma Camii

Trabzon’un kurtarıcı ve koruyucu azizi Eugenios’a ithaf edilmiştir. İlk kilisenin ne vakit yapıldığı bilinmemektedir. Araştırmacılar ilk yapının bazilika olduğunu belirtmektedir. Ayrıca 1291 seneına ait bir kitabe bulunmuştur. Bugünkü yapının 14. Yüzyılda haç planlı olarak inşa edildiği muhtemeldir.

Yapının bugün narteksi yoktur. Üç nefli ve üç apsislidir. Orta apsis dahilten yuvarlık dıştan beş köşelidir. Diğerleri dahilten at nalı, dıştan yuvarlaktır. Merkezi kubbe doğuda haç biçimli iki ayağa, batıda yuvarlak iki dorik sütuna pandantifler uçurumdımıyla oturur. Yan neflerin üzeri tonozlarla örtülmüştür.

Bu yapıda da fresk izleri ve zemin mozayiklerinin kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca orta apsisin dışında kartal ve güvertür kabartmalarına yer verilmiştir.

Trabzon’un fethinden nihayetra camiye çevrilen yapıya şimal giriş kısmı ile minare ek edilmiştir. Büyük apsisten bir giriş daha açılmıştır. Taştan yapılan mihrap barok karakterlidir. Minberi ahşaptan yapılmış olup sade bırakılmıştır. Mahfilde iyi bir ahşap işçilik görülür.

Bu eklerden başka caminin dahilinde çok kıymetli kalem işi süslemeler vardır. Pandantiflerin ovaları meşhur hattat Hafız Hasan Rıfat’ın eseridir. Kullanılan başka kısımlardaki ova ve nakışlar yenilenmiştir.

İskender Paşa Camii

Atatürk Alanında Belediye Binasının bitişiğinde yer almaktadır. Cami’nin avlusunda yer alan medresesi yıkılmış, batı tarafındaki mezarlık kaldırılmıştır. Burada sadece İskender Paşa’nın mezarı bırakılmıştır. Camiye değişik vakitlarda ekler yapılmış ve onarımlarla orijinalitesi bozulmuştur. Çok iyi bir taş işçiliğine sahiptir. Minare , tuğla ve renkli taşlarla almaşık tarzda yapılmıştır.

Yapının esas planı İznik’teki Yeşil Camiye benzemektedir. Muhtemelen öndeki üç bölümlü olan nihayet onarımlarla değiştirilmiş ve kırma çatı ile örtülmüştür. Son cemaat mahallinden ara bölüme girilir. Burası, taraf duvarlarla ve cenupden iki sütuna oturan ortada bir kubbe, doğu ve batısındaki tonoz parçaları ile örtülmüştür. Harim kısmı pandantiflere oturan bir kubbeye sahiptir.

Mihrab ve mimber mermerden yapılmıştır. 19. Yüzsene barok süslemelerine sahiptir. Üzerlerinde iri yapraklı kıvrım dallı bordürler, kartuşlar bulunmaktadır. Caminin dahilerisinde kalem işi süslemeler de bulunmaktadır.

Cami’nin H. 936, M.1529 tarihli inşa kitabesi cephedeki giriş kapısı üzerindedir. Ayrıca burada yapının bugünkü durumine kavuştuğu 1882 seneı onarımına ait kitabe de bulunmaktadır.

Ahi Evren Dede Camii

Trabzon’a hakim Boztepe semtinde yapılmış olan caminin tarihi bilinmemektedir. Bununla birlikte Şemsettin Sami’nin belirttiğine göre Sultan Orhan döneminde Ahi Evren’in bir derviş dergahı inşa ettirdiği bunun da bugünkü cami ve türbenin yerinde olduğundan bahsetmektedir.

Komplekse ait kati bir bilgimiz yoktur. Burada aynı adli bir cami inşa edildi.

Ahi Evren Dede camisi Hacı Hakkı Baba’nın Abdulaziz döneminde H.1305 (1888) katkılarıyla onarım ettirilerek günümüze ulaştırılmıştır.

Hızırbey Camii

Bu eser Hızırbey mahallesinde yer almaktadır. Yapının ve mahallenin bu adle anılması Trabzon’da valilik yapan Hızır Bey’den dolayıdür. Kare planlı olan yapı H.1213(1789/99) seneında yaptırılmıştır. Mbayındır Çetintaş’ın raporuna göre; camiinin hicri 1298(1880) senesinde durumk tarafından yaptırıldığı söylenir ise de bu tarih onarım kitabesidir. Eser, 1970 seneında onarım ettirilmiş, Hızır Bey Camiini onarma ve nihayetbaharelleştirme derneği’nin öncülüğünde Camii avlusu düzenlenmiş, nihayet cemaat yeri genişlettirilerek asıl bölüme ahenklu olarak yeni ek yapı şimal tarafına 20.YY. ın nihayetunda (1998:1999) yapılarak daha çok cemaate hizmet verecek durume getirilmiştir.

Çarşı Camii

Tabzon’un Çarşı mahallesi Kemeraltı mevkiinde yer alır.Cami, uzun senelar Trabzon’da valilik yapmış Hazinedarzade Osman Paşa tarafından H.1225, M.1839 seneında yaptırılmıştır.

Caminin kurulduğu alan eğimli olduğu dahilin şimal cephesinde nihayet cemaat mahallinin altına dükkanlar yerleştirilmiştir. Şehrin en büyük camisidir. Yapıda muntazam bir taş işçiliği göze çarpar. Örtüsü bütünüyle kurşunla kaplanmıştır. Kapı ve pencere silmelerinde barok süslemeli bordürler görülür.

Cami, nihayet cemaat mahalli ve harim kısmından alanne gelmekte ve altı istinatlı olarak planlanmış bulunmaktadır. Son cemaat mahalli üç bölümlü, kubbeli dört sütunun arasına yerleştirilen ince perde duvarlı ampir bir revaktan alanne gelmektedir.

Erdoğdu Bey Camii

H.985 M.1577 seneında Trabzon Valisi Erdoğdu Bey tarafından, kendi ismi ile anılan Erdoğdu Mahallesi’nde yaptırılmıştır. Cami birçok onarım geçirmiş ve geniş ölçüde hususiliklerini yitirmiştir. Son cemaat mahalli ile harimin girişindeki ahşap mahfiller üstten irtibatlıdır. Mihrap nişinin mukarnaslı bir kavsarası vardır. Köşeliklerde birer gül-bezek ile üst kısımda ova kuşağı yer alır. Burada bulunan H.1317, M.1899 tarihi caminin nihayet onarımına aittir. Minber ahşap olup sade bırakılmıştır.

Tavanlı Camii

Trabzon’un tipik çatılı camilerinden birisidir. 1874 seneında Nemlizadeler tarafından yapılmıştır. Geniş bir haziresi vardır. Dikdörtgen planlı olan yapı nihayet cemaat mahalli ve harim kısmından alanne gelmektedir.

Kalın taş duvarlar itinali bir işçilik gösterir. Harimin giriş kısmı üzerinde ahşap mahfil yer almaktadır. Caminin aydınlatılması bütün cephelerdeki pencerelerle sağlanır. Taş mihrap bordürleri vazodan çıkan ağaçlar ve kıvrım dallarla kabartma olarak süslenmiştir. Minber sade tutulmuştur. Harimin ahşap tavanı da ortada göbeklidir.

Müze ve Örenyerleri
SUMELA (MERYEM ANA) MANASTIRI

Trabzon’un Maçka İlçesinin Altındere Köyü sınırları dahilinde, Altındere Vadisi’ne hakim Karadağ’ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine kurulmuş olan Sumela Manastırı, durumk arasında “Meryem Ana” adı ile anılır. Vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikte bulunan yapı, bu konumuyla anlamstırların kent dışında, ormanlarda, mağara ve su sahillarında kurulma geleneğini sürdürmüştür.

Meryem Ana adına kurulan anlamstırın “Sumela” adını “siyah” anlamına gelen “melas” sözcüğünden aldığı söylenmektedir. Bu ismin anlamstırın kurulduğu koyu renkli Karadağlar’ dan geldiği düşünülmekte ise de, Sumela kelimesi buradaki Meryem tasvirinin kara rengine bağlanabilmektedir.

Rivayete göre; Bizans İmparatoru I. Theodosiakıl vakitında (375-395) Atina’dan gelen Barnabas ve Sophranios adli iki rahip tarafından kurulmuş olan anlamstır, 6.yüzyılda İmparator Justinianus’un anlamstırın onarılarak genişletilmesini istemesi üzerine Generallerinden Belisarios tarafından onarım edilmiştir.

Sumela Manastırı’nın şimdiki durumuyla varlığını 13.yüzyıldan saygınlıken sürdürdüğü bilinmektedir. 1204 tarihinde kurulan Trabzon Komnenosları Prensliği’nden III.Alexios (1349-1390) vakitında anlamstırın önemi arkamış ve ışıkmanlarla gelir sağlanmıştır. III.Alexios’un oğlu III.Manuel ve nihayetraki prensler döneminde de Sumela yeni ışıkmanlarla varlıklıleştirilmiştir.

Doğu Karadeniz sahillarının Türk egemenliğine girmesini takiben Osmanlı Padişahları pek çok anlamstırda olduğu gibi Sumela’nın da haklarını korumuşlar, bazı imtiyazlar vermişlerdir.

Sumela Manastırı’nın 18. asırda bir çok bölümü yenilenmiş, bazı duvarlar fresklerle süslenmiştir. 19. asırda büyük yapıların ek edilmesiyle anlamstır muhteşem bir görünüm kazanmış, en varlıklı ve parlak dönemini ıslakamıştır. Bu dönemde nihayet şeklini alan anlamstır pek çok yabancı seyyahın ziyaret ettiği, ovalarına konu edilen bir yer durumine gel-miştir. Trabzon’un 1916-1918 seneları arasındaki Rakıl işgali gizasında anlamstıra el konulmuş, 1923’den nihayetra tamamıyla boşaltılmıştır.

Sumela Manastırı’nın başlıca bölümleri; Ana kaya kilisesi, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odaları, konukhane, kütüpev ile mukaddes ayazma’dır. Bu yapılar topluluğu oldukça geniş bir alan üzerine inşa edilmiştir. Manastırın girişinde su getirdiği anlaşılan büyük su kemeri yamaca matemlanmış durumdadır. Çok gözlü olan bu kemerin bugün büyük bölümü yıkılmıştır.

Dar uzun bir merdivenle anlamstırın anne girişine ulaşılmaktadır. Giriş kapısının tarafında muhafız odaları bulunmaktadır. Buradan bir merdivenle dahil avluya inilmektedir. Solda, anlamstırın esasını teşkil eden ve kilise durumine getirilen mağaranın önünde türli anlamstır yapıları bulunmaktadır. Sağ tarafta kütüpev yer almaktadır. Yine sağda yamacın ön yüzünü kaplataraf büyük balkonlu bölüm keşiş odaları ve konuk odaları olarak kullanılmıştır ve 1860 seneına tarihlenmektedir. Avlunun etrafındaki yapılarda odalardaki dolapları, hücreleri, ocakları ile Türk sanatının etkileri de görülmektedir.

Manastırın anne ünitesini alanne getiren kaya kilisesinin ve ona bitişik şapelin dahil ve dış duvarları fresklerle donatılmıştır. Kaya kilisesinin dahilinde avluya bakan duvarda III. Alexios dönemine ait fresklerin varlığı tespit edilmiştir. Şapeldeki freskler ise 18. asırın başlarına tarihlenmektedir ve üç ayrı turde yapılan üç tabbüyük görülmektedir. En alt tabakanın freskleri daha üstün kalitetedir.

Sumela Manastırı’nda yer yer sökülerek alınmış olan ve oldukça harap bir görünüm taşıtaraf fresklerde işlenen başlıca konular İncil’den alınmış sahneler, Hz. İsa ve Meryem Ana’nın ıslakamı ile alakali tasvirlerdir.

TRABZON MÜZESİ

Trabzon müzesi olarak düzenlenen konak zeytinlik caddesinde 1900’lü (1889-1913) seneların başlarında banker Kostaki Thopylaktos tarafından büyük programlı ev olarak yaptırılmıştır. Konağın mimarlarının ismi tespit edilememiştir. Ancak mimarlarının İtaltaraf olduğu belirlenen yapıda kullanılan bir çok malzemenin de İtalya’dan getirildiği bilinmektedir.

Kostaki Teopylaktos 1917 seneında iflas edince bu yapıyla birlikte bütün mal varlığına haciz konulmuş ve konak Nemlioğlu ailesi tarafından satın alınmıştır.

Trabzon Valisi Ali Galip Bey vakitında 1927-1931 senelarında 25.000 TL bedelle halklaştırılarak, 1927-1931 seneları arasında Hükümet Konağı, 1931-1937 seneları arasında Genel Müfettişlik Binası olarak kullanılmıştır.

1937 seneında Milli Eğitim Bakanlığına tahsis edilen yapı, 50 sene Kız Meslek Lisesi olarak hizmet vermiş, 1987 seneında müze olarak düzenlenmek üzere Kültür Bakanlığı’na tahsis yapılmıştır.

Ülkemizin sayılı Sivil mimarlık misalleri arasında yer alan konağın bodrum sert dış başka kat duvarları tamamen kalem işi bezelidir. 1988-2001 seneları arasında Kültür Bakanlığınca restorasyonu tamamlanan Konak 22 Nisan 2001 tarihinde Trabzon Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

Konağın bodrum sert; Arkeolojik Eserler Seksiyonu, zemin sert; Konak Teşhiri, birinci sert; Etnoğrafik Eserler Seksiyonu ve asma sert İdari Bölüm olarak düzenlenmiştir.

AYASOFYA MÜZESİ

Günümüzde müze olarak kullanılmakta olan Trabzon Ayasofya Kilisesi, Trabzon İmparatorluğu krallarından 1. Manuel Komnenos vakitında (1238-1263) inşa edilmiştir. İngiliz seyyah ve araştırmacı G. Finlay tarafından 1427 seneına tarihlenen Çan Kulesi kilisesinin batısında yer almaktadır. Kilisenin şimalinde bulunan üç apsisli şapel kalıntısı ise daha erken bir döneme ait olmalıdır.

Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethini takiben yapı, camiye çevrilmiş ve vakıf eser olmuştur. Ayasofya, asırlar boyun-ca şehri ziyarete gelen seyyah ve araştırmacıların alakasini çekmiştir. Trabzon üzerine anlattıkları ile meşhur Evliya Çelebi (1648), Pitton Tournefort (1701), Hamilton (1836), Texier (18649), Trabzon Şapislik Şevket (1878) ve Lynch (1893) yapıya önem veren kişiler arasındadır. 1868 seneında harap durumda olan caminin Bursalı Rıza Efendi’nin teşvikleriyle yeni baştan onarıldığı bilinmektedir.

I. Dünya Savaşı senelarında gizasıyla depo, hasadet daha nihayetraları tekrar cami olarak kullanılmıştır. 1958-1962 seneları arasın-da Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Edinburg Üniversitesinin işbirliği ile restore edilerek 1964 seneından nihayetra müze olarak ziyarete açılmıştır.

Geç Bizans kiliselerinin nihayetbaharel bir örneği olan yapı, kare-haç planlıdır ve yüksek bir merkezi kubbeye sahiptir. Nartex denilen giriş holüne sahip olan yapı üç neflidir. Neflerden ortadaki beş köşeli, taraflardakiler ise yuvarlak bir apsisle nihayet bulmaktadır. Nartex’in üzerinde şapel vardır. Yapının şimal, batı ve cenupinde üç revaklı giriş bulunmaktadır.

Kubbe ve adalenağı oniki köşelidir. Kubbe mono blok dört mermer sütun, kemerler ve pandantiflerle taşınmaktadır. Yapı anne kubbenin etrafında değişik tonozlarla örtülmüş, çatı ayrımlı yükseklikler verilerek kirlilikemitle kaplanmıştır.

Üstün bir işçiliğin görüldüğü taş plastiklerde Hıristitaraf sanatının tarafı giza Selçuklu Dönemi İslam sanatının da etkileri görülmektedir. Kuzey ve batıdaki revak cephelerinde görülen geometrik geçmeli bezemeleri dahileren madalyonlarla, batı cephesinde görülen mukarnaslı nişler Selçuklu taş işlemelerindeki hususilikleri taşımaktadır. Binanın en görkemli cephesi cenupidir. Burada Adem’le Havva’nın uçurumatılışı kabartma olarak bir friz duruminde anlatılmıştır.

Güney cephedeki kemerin kilit taşı üzerinde Trabzon’da 257 sene hüküm süren Komnenosların sembolü olan tek başlı kartal motifi bulunmaktadır. Benzer bir kartal tasviri anne apsisin dışında doğu tarafta yer alır. Bu cephede, kentavr grifon gibi karışık varlıklar, güvercinler, merkezlerinde senedız ve hidilsiz bulunan kare panolar, dahilleri bitkisel motifli madalyonlar yer almaktadır.

Yapının anne kubbesinin altına rastlataraf kısmında opus-sectile tarzında çok renkli mermerden yapılmış bir yer mozaiği bulunmaktadır.

Ayasofya’nın süslemelerinin mühim bölümünü alanne getiren fresklerde İncil’den alınmış konular canlandırılmıştır. Kubbede anne tasvir Hz. İsa’nın tanrısal yönünü aksettiren Pantacrator İsa’dır. Bunun altında bir kitabe kuşağı, daha altta ise melekler frizi bulunur. Pencere aralarında on iki havari tasvir edilmiştir.

Pandantiflerde değişik kompozisyonlar yer almaktadır. İsa’nın doğumu, vaftizi, çarmıha artlişi, kıyamet günü gibi sahneler betimlenmiştir. Binanın art kemerleri üzerindeki dairesel madalyonlarda portrelere yer verilmiştir. Yapının tonozlarında da İncil’ den alınmış dini sahneler canlandırılmıştır.

ATATÜRK KÖŞKÜ

Köşk, 19. yüzsene başlarında Trabzon’a hakim Soğuksu Sırtlarında Konstantin Kabayanidis tarafından yazlık olarak yaptırılmıştır. Avrupa ve Batı Rönesans mimarisinin etkilerini taşıtaraf yapıda büyük ve gösterişli Avrupa simgeleri kullanılmıştır. Bununla birlikte Köşkün dış cephesinde taş işçiliği kullanılmış olup, bahçesi çam ağaçlarıyla çevrilidir. İç cephede tuğla kullanılmış merdivenler ahşap ve korkulukludur.

Katlarda karo kullanılmış ve tavanlar ampir tarzda alçı süslemelidir. Su ve ısı tesisatı ise vakitın ileri teknolojisiyle döşenmiştir. Giriş sertnda oturma odası, dinlenme odası, aş odası ve konuk odası bulunmaktadır. Birinci katta çalışma odası, büyük ygirişken odası, bekleme odası ve toplantı odası vardır. İkinci katta ise iki küçük oda vartur.

Atatürk Eylül 1924 tarihinde Trabzon’a ilk ziyaretini gerçekleştirdi. 15 Eylül’de Trabzon Belediyesine ve 3. Genel Müfettişliği ziyaretlerinden nihayetra Soğuksu’ya gezi körçlı götürülmüş ve burada dinlenmek dahilin durmuştur.

Atatürk ikinci kez Kasım 1930’da Trabzon’u tekrar onurlandırdığında Köşk’te ağırlanmış ve çok memnun kalmıştır. Haziran 1937’de kendisi dahilin düzenlenen Köşkte iki gece kalmış ve 11 Haziran gecesi bu Köşk’te bütün mal varlığını, canından çok sevdiği Türk Ulusuna armağan etme kararı almış ve mal varlığının bir listesini hazırlayarak gereğinin yapılması dahilin Başbakan’ a göndermiştir.

Atatürk Trabzon’daki Köşk’ ten mal varlığını ulusine adarken şöyle diyordu: “İnsanın serveti manevi kişiliğinde olmalıdır. Mal ve mülk banne ağırlık veriyor. Bunları ulusime vermekten ışıkahlık duyuyorum.”

Bilinmeyen bir nedenten dolayı Soğuksu’daki Köşk Türk Ulusuna armağan edilen mal varlığı listesinde yoktu ve ölümünden nihayetra kız kardeşi Makbule BOYSAN’ a kaldı.

1942 seneında Köşk Makbule BOYSAN’ dan satın alınarak aynı sene müze olarak hizmete açıldı. Atatürk Köşkü Trabzon’a gelen ziyaretçilerin çoğunluğu tarafından ziyaret edilen tarihi bir mekandır.

CEVDET SUNAY MÜZESİ

İlimiz Çaykara İlçesine 21 km. ıraklıkta bulunan, Çaykara Sultan Murat yolu üzerindeki Ataköy kentsindedir.

1900 seneında Ataköy’de doğan, Genelkurmay Başkanlığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 5. Cumhurbaşkanlığı ve Kontenjan Senatörlüğü yaptıktan nihayetra 1982 seneında ölen bilimizin yetiştirdiği devlet adamı Cevdet Sunay’ın doğduğu ev, restore edilerek 2001 seneında Cevdet Sunay Evi-Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

TRABZONSPOR MÜZESİ
Maraş Caddesi Halkevi Sokaktaki Sadri Şener Sosyal Tesisleri Binasının 2. sertnda yer almaktadır. Trabzon’un orijinal tarihi eserlerinden biri olan yapıdaki müze, barındırdığı kupalarla Türk futbol tarihinde mühim bir yere sahip olmasının tarafında Cumhuriyet Dönemi Trabzonspor tarihinin de belleği konumundadır. Müzede en alakanç kupa ise 1958 seneında Türkiye Amatör Futbol Şampiyonası’nda Trabzon İdmanocağı’nın kazandığı uçurumım kupadır.

Futbol Federasyonu tarafından 1958 seneında düzenlenen Türkiye Şampiyonası Finallerinde Ankara Havagücü takımı ile Trabzon İdmanocağı takımlarının puanlarının ve averajlarının aynı olması ve her iki takımın da ayrı bir maç yapmayı kabul etmemeleri üzerine Futbol Federasyonu iki takımı da şampiyon duyuru etti ve kupa ortadan ikiye bölünerek her iki takıma da uçurumımşar olarak verildi. Şimdi kupanın uçurumısı Trabzonspor Müzesi’nde, başka uçurumısı ise Ankara Havagücü Müzesi’ndedir

Köprüler Çeşmeler ve Su Kemerleri
Zağnospaşa Köprüsü

Zindan Kapı ile İmaret Kapısını birbirine bağlar, üst üste kemerli iki gözü olan bir köprüdür. Tarihi kaynaklar bunun yerinde iner kalkar ahşap bir köprünün varlığından söz ederler. Bununla birlikte köprü ayaklarında Roma ve Bizans işçiliği görülmektedir. Araştırmacılar köprüde dört yapı evresi tespit etmişlerdir. 15.yüzyılda Zağnos Paşa’nın onarımından nihayetra da köprü elden geçirilmiştir.

Tabakev Köprüsü

Ortahisar’ın doğusunda Kuzgun Dere üzerinde kurulmuştur.Birçok onarım ve genişletme ile günümüze gelebilmiştir. İlk kuruluşu Roma dönemine l. asıra kadar inmektedir. Evliya Çelebi köprünün Karakoyunluların yapısı olduğunu yazar.Bugünkü durumiyle Osmanlı yapısıdır ve nihayet şekline 19.yüzyılda kavuşmuştur.

Değirmendere Köprüsü

1891 tarihinde Nemlizadeler tarafından yaptırılmış dört gözlü bir köprüdür.Ayrıca batı tarafında birde tahliye kemeri bulunur.

Trabzon suları ve çeşmeleri bakımından da varlıklıdir. Şehirde Osmanlı döneminde kaynak sulardan beslenen 100’ e yakın çeşme yapılmıştır. İskenderpaşa Çeşmesi, Kabak alanı Şadırvanı, Seyyit Mehmet Çeşmesi ve Abdullah Paşa Çeşmesi mühim çeşmelerdendir.

Abdullah Paşa Çeşmesi

Zağnospaşa Kulesinin doğu girişinde yer alır. Çeşme, vakitında bugünkü Taksim Meydanındaki su makseminin önünde inşa edilmişti. Caddeler genişletilirken sökülüp atılmış nihayetradan bugünkü yerine yerleştirilmiştir.

Çeşme, Trabzon Valisi Haznedarzade Abdullahpaşa tarafından 1844 seneında mermerden yaptırılmıştır. Dikdörtgen formlu cephe ampir üslupta bir yapıdır. Düz sütuncelerle sınırlandırılmış birkaç kademeli saçak ve süslemeli taç kısmından alanne gelmektedir. Lüle yeri stilize ıslakam ağacı motiflidir. Üst köşelerde rozetler vardır. Aynalık kısmının üzerinde dokuz satır duruminde 18 beyitten oluşan farsça kitabesi bulunmaktadır. Ampir üsluptaki çeşmelerin nihayetbaharel misallerinden birisidir.

Abdülhamit Çeşmesi

İskender Paşa Mahallesi’ndedir. 1891’de yapılmıştır. Yivli sütunlarla dört bölüme ayrılmış dikdörtgen biçimlidir. Sütun başlık ve tabanları büyükntakıl yapraklarıyla bezelidir. Saçağın üstünde Sultan Abdülhamit’in tuğrası vardır.

İmaret Deresi Su Kemeri

Trabzon Kalesi’nin batı yamacındaki İmaret Deresi üstündedir. 6. asırda Iustinianakıl tarafından yaptırılmıştır. Daha nihayetra türli onarımlar geçirmiştir. Günümüzdeki su kemeri 13. yüzsene yapısıdır. Kesme taştan 30 m. uzunluğunda, 7 m. yüksekliğindeki köprü, beş gözlüdür. Çevresindeki kayalıklarda su getiren künkler görülebilir.

Kuzgundere Su Kemeri

Kalenin doğusundaki Kuzgundere üstüne kurulmuştur. 13. yüzsene yapısıdır. Kesme ve moloz taştan yapılmış, 8 m. uzunluğunda, 6 m. yüksekliğindeki kemer “İnce Köprü” adıyla bilinir.

Kavaklı Su Kemeri

Yenicuma Mahallesi’nde olup, 13. asıra tarihlenmektedir. Kesme ve moloz taştan yapı 20 m. uzunluğunda 7 m. yüksekliğindedir.

Hanlar ve Hamamlar
Türk Devri Yapıları – Hanlar ve Hamamlar

Hanlar

Taşhan

Osmanlı dönemi avlulu, iki kent hanlarının nihayetbaharel bir örneğidir. Kaynaklara göre 1531-1533 seneları arasında Trabzon Valisi İskenderpaşa tarafından yaptırılmıştır. Muhtelif vakitda yapılan onarımlarla günümüze gelmiştir.

Kuzey çephesine geç tur dükkanları eklenmiştir. Duvarlar düzgün yontu taştan yapılmıştır. Revak kemerleri ve tonoz örtü tuğladır. Önceleri alaturka kirlilikemit kaplı çatısı 1980 seneındaki onarımda beton mozaik olarak değiştirilmiştir.

Vakıf Han (Gön Han, Attar Han)

Bedestenin şimal batısında yer alır. Üç katlı avlulu bir handır. Birlikte inşa edildiği cenupdoğu kısmındaki caminin şadırvanı üzerindeki kitabeye göre Hicri 1196 Miladi 1781 seneında Hacı Yahya adında bir hayır sever tarafından yaptırılmıştır.

Zemin sertn esas girişi doğudandır. Açık avluyu revak ve artsındaki odalar çevirir. Birinci sertn girişi cenupdedir. Bu katta cephede dört dükkan, şadırvan ve caminin giriş kapısı bulunmaktadır. Avlu etrafında gizalanan odalar ayrımlı büyüklüktedir. Kuzeyde orta kısımda bir eyvan yer alır. İkinci katta revaklı avlu odaları ve cami bulunmaktadır. Bu caminin cenupdoğu köşesindeki minaresi yıkılmıştır.

Alaca Han

Bakırcılar Semtinde avlulu üç katlı bir handır. Kesin yapılış tarihi bilinmemektedir.

Yakınındaki Alaca Hamam ile birlikte 18. asıra tarihlenmektedir. Bütünüyle dikdörtgen planlı han iyi bir taş işçiliği gösterir. Örtüsü alaturka kirlilikemittir. Bütün cepheleri yapılarla kapatılmıştır. Ana giriş kapısı batı tarafta cephenin ortasındadır. Revak’lı avlunun çevresinde odalar gizalanmıştır.
Zemin katta depolar, 1 ve 2. katlarda odalar yer almaktadır.

Hamamlar

Sekiz Direkli Hamam

Pazarkapı mahallesinde yer alır. Trabzon Belediyesince onarılmış şimalindeki soyunmalı kısmı yeniden yapılmıştır. Soyunmalığın cenup köşesinden soğukluğa girilir. Sıcaklık bölümü kare planlıdır. Köşelere yerleştirilmiş duvar yükseklikleri 2.5 m olan dört durumveti vardır.

Ortada sekizgen ggrup taşı ve etrafında yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanan sekiz sütün sekizgen planlı kubbemsi bir tonozu taşır. Bu tonozla taraf duvarlar arasındaki boşluk çepeçevre beşik tonozla örtülmüştür. Hamamın tarihlendirilmesi münakaşalıdır. Bazı kaynaklarca Selçuklu Hamamı olarak adlandırılır. Yapının mimari hususiliklerinden dolayı 18. asıra tarihlendirilmesi gerepislik düşüncesindeyiz.

Paşa Hamamı

Çarşı Camisinin cenupinde yer alan bir çifte olmamışamdır. İskenderpaşa’ nın vakıfları arasında adı geçmektedir. 1521-1533 seneları arasında yapılmış olmalıdır. Erkekler kısmı batı tarafındadır. Bu kısım soyunmalık, soğukluk ve dikdörtgen planlı sıcaklıktan alanne gelir. Kadınlar kısmı da soyunmalık, soğukluk ve iki hücreden ibaret sıcaklıktan oluşmaktadır.

Meydan Hamamı

19. asırın nihayetlarında kazazedeler tarafından yaptırılmış bir çifte olmamışamdır. Erkekler bölümü doğudadır. Soyunmalık kısmı orijinalliğini korur. Soğukluktan nihayetra ılıklığa girilir. Sıcaklık kısmında dört eyvanlı köşe hücreli plan uygulanmıştır.

Yalnız doğudaki durumvetlerin duvarları yapılmamıştır. Kadınlar bölümü şimal-cenup doğrultusunda uzanır. Soyunmalık soğukluk ve sıcaklık kısımlarından alanne gelir. Sıcaklık haçvari dört eyvanlı köşe hücreli planne sahiptir.